15 Şubat 2008 Cuma

Baston Bey ile Merdane Hanım



Merdane hanım, geçmiş yarım kalmış tablosunun başına, paletine sıkmış pembeleri, morları, beyazı, sarıyı, fırçasını nazlı nazlı renklere vuruyor, çizdiği vazoya bahar çiçekleri ile dolduruyordu. Bir yandanda Baston beyi düşünüyordu, offf, nerden çıkmıştı bu tanışma işi, o sıkılırdı böyle başbaşa yemek yemelerden, iş konuşmalardan. Ne olurdu evde bir kahve içmeye gelseydi, cam kenarında berjerlerine kurulup hem sohbet ederler, hem de tüm tablolarını bir arada görmüş olurdu, ama tutturmuştu Rende, artık sergi açmalısın, Baston beyin galerisi var, seni taa akademiden tanıyor diye. O da ısrarlara dayanamayıp he deyivermişti.

Vazoya eflatunun tonlarıyla oynayarak bir sümbül yerleştirdi, şöyle geriye atıp başını, bir baktı ve çok beğendi çiçeğini, üzerine bahar ışıkları serpip odasına giyinmeye gitti, birazdan gelirdi Baston bey..
Siyah elbisesini çıkardı, uzun kollu, düz bir elbiseydi, yaka oyuntusunda zarif bir dekoltesi vardı, inci gerdanlığını ve küpelerini taktı, kırmızı, uzun ipek fularını boynuna dolayıp, bir ucunu önde , bir ucunu arkada bıraktı, hareket ettikçe zarif bir şekilde uçuşuyorlardı. Saçları zaten kısacıktı, onlar için yapılacak pek fazla birşey yoktu. Aynaya baktı, yüzü soluk geldi, allık fırçasıyla bir iki rötüş, biraz rimel ve bir parlatıcı, vaav bayağı hoş olmuştu! Ayakkabısını giyip, küçük siyah çantasını eline aldı, sonra yıllardır giymediği vizon etolü geldi aklına, onuda çıkardı, gardrobun en dip köşesinden, kendine baktı aynada, sağa döndü, sola döndü ve kendini onaylayan mutlu gözlere baktı aynaya ki, zil çaldı.

Yine bir tedirginlik kapladı içini, abarttım mı, nasıl görünüyorum, etek ceket bir takım mı giyseydim diye hızla geçti aklından kapıya doğru ilerlerken topuklu ayakkabılarıyla. Kapıyı açtığında şık takım elbisesi içinde , elinde şebboylar Baston beyin gülümseyen yüzüyle karşılaştı. İçeri girmezmiydiniz dedi kibarca, Baston bey, belki dönüşte dedi, çiçekleri mutfaktaki sürahinin içine koyup aceleyle geldi, kapıyı kilitledi, birlikte aşağıya indiler. Yol boyunca akademi yıllarından konuştular, Baston bey hala o günlerdeki gibi çok zarif olduğunu söyledi, Merdane hanımın yüzü kızardı. Merdane hanım da Baston beyin yıllara rağmen hiç değişmemiş olduğunu düşündü, 27 yıl olmuş görmeyeli, neler yaşamıştı acaba? yine doğal ve samimiydi. Baston bey, Merdane hanıma yıllardır eserlerini niye sakladığını sordu, onlar gün ışığına çıkmalı, herkes görmeli bu tabloları dedi. Aslında ona yardımcı olmak istiyordu, Rende, eşinin ölümünden sonra maddi problemleri olduğunu söylemişti, o da yardım etmek istiyordu.

Bebek'te çok şık bir balık lokantasına girdiklerinde hemen bir garson ayrılmış yerlerine kadar eşlik etti, siparişler verildi, sohbet ediyorlardı ama Merdane hanım kasılıp kalmıştı, ayakkabısı o kadar sıkıyorduki, onları fırlatıp atmaktan başka bir şey düşünemiyordu. Baston bey açmasını istediği sergiyle ilgili görüşlerini anlatıyor, tarih belirliyor, açılışla ilgili ne gibi hazırlıklar yapmalıyız, davetliler, ikram, iletişim, tabloların taşınıp yerleştirilmesi, tatlı tatlı konuşuyor, Merdane hanımın gözünün içine bakıyordu.Ama Merdane hanımın aklı sızım sızım sızlayan ayaklarındaydı, off nasırıda küt küt zonkluyordu, nerden giydim bu ayakkabıları dedi içinden, acaba ayakkabımı çıkarsam, yerler halı, şöyle rahat rahat bassam yere, beni görürlermiydi, çevresine baktı, gayet nezih bir ortam ve diğer masalarda insanlar vardı, masa örtüleride yerlere kadar uzun değil, off kesin görürler beni dedi. Baston beyi dinlemek için zorladı kendini, tabi tabi deyip geçiştirdi dinlediğini belirtmek için ve en sonunda herşeyi göze alıp ayakkabılarını sıyırıvedi ayağından.

Balık servisi yapıldı, kadehlere beyaz şarap dolduruldu, Baston bey dediki garsona, soğan getirebilirmisiniz, garson, derhal dedi, kırmızı bir bütün soğan, beyaz porselen tabakla geldi. Baston bey soğanı masanın üzerine koydu ve bir yumrukla bölüverdi, Merdane hanımın gözleri faltaşı gibi açılmıştı, Baston bey cücüğünü ona uzattığında o ayakkabılarını giymeye çalışıyordu...

Sofi'den bir öykü


NOT: Grafik tasarım oğlumun eseridir, hayat bulsunlar istedi ve çizdi...

10 yorum:

Sem dedi ki...

Sofi'ciğim, Gülçin'in berjerine imrenmiştim, şimdi de Merdane hanım da görünce, benim niye bir berjerim yok diye üzülmeye başladım:( Ben Baston beyin doğallığını çok sevdim. Soğanın cücüğünü yemeden yapılacak en iyi hareketi yapmış. Merdane hanım neden ayakkabılarını tekrar giymeye çalışıyordu onu anlamadım. Görünmesin diye mi yoksa cücük muhabbetinden rahatsız mı oldu?:))

'Nazlı renklerle vurma' türünden cümlelerini çok seviyorum. Öyküyü de sevdim. Grafikse harika olmuş, öyküyü tamamlamış. İyi ki hayat bulmuş.

Sevgiler

MoonSun dedi ki...

Sofim cok guzel bir oyku bu :)) Karakterle,cozumlemeler (ki su ayakkabi meselesi gibi durumlar, bakildiginda gercekten de insan konuya adapte olmus gibi algilaniyor ama bilmiyor ki kimse o an ne derdi var bu insanin..:)) Tabii Baston bey'de harika, sogani kirmasi ve Merdane hanimi sasirtmasi...:)) Sofim cok guzel bir oyku bu :))

sofi dedi ki...

Sem, Merdane Hanım hala çevreyi önemsiyor, bulunduğu anın tadını çıkarmayı, rahat olmayı beceremiyor, kendi kendini geriyor gereksiz yere ama bir yere gideceğini sanmam, keyfini çıkarmayı akıl eder sonunda...
Beğendiğine çok sevindim:)
Öyküyü bir deftere yazdım önce, babamla oğlum televizyon seyrediyorlardı, beni dinleyin, size bir şey okuycam dedim, baktım tv. seyretmayi bırakıp beni dinliyorlar demekki editörden tam not aldım yayınlayım bari dedim, oğlumda çiziverdi.Sevgiyle kal...

sofi dedi ki...

Moonsunım, ayakkabı sıkmasından çok çekmişimdir ama artık hep rahat ayakkabılar giyiyorum.Çalışırken müşteriye belli edemezdim, ayaklarım akşama kadar külçeye dönerdi. İnsan yaşadıklarını, görüp, duyduklarını harmanlayınca ortaya çıkıveriyor öyküler.Bende Baston bey karakterini sevdim, doğal, olduğu gibi, Merdane hanımıda o sahile çekmesi gerekiyor :)
Canım teşekkür ederim beğendiğin için beni yüreklendirdiğin için, Kocaman sevgiler...

Yonca dedi ki...

Sofi'cim kesinlikle hikayelerin çok başarılı. Her birinin bir yerinde bir parça buluyorsun kendinden.

Şu ayakkabı meselesi mesela. Herkesin başına mutlaka gelmiştir. ama bir de topuklu ve şık ayakkabı giymeyi sevenlerin başına -benim gibi- daha sık gelmesi. Hatta her seferinde akıllanmadığım için en sonunda kutunun üstüne kırmızı kalemle iri harflerle not yazmıştım. "Genişlettirmeden sakın giyme". Neyse sonunda ayakkabıcıya götürdüm ve notu kaldırdım kutunun üstünden :)))

etki alanı dedi ki...

Birden merdane hanımın yerine koydum kendimi,27 yıl görmemiş,buluştuğu gün,soğan kırıyor!Kafasına merdaneyi indiriverirdim!:))
Kaç merdane kaç oradan..Ayakkabını giy vr tüy!

Müthiş bir hikaye Suzii bu
Şahane karakterler yaratmışsın.Bence geliştir bu kahramanları,ve oğlun hayat vermiş bu iki karaktere...Bence bir dergiye sunmalısın bu hikayeyi..
Tütü

sofi dedi ki...

Yoncacım, sağol, ayakkabılardan çok çektim, şimdi sadece bakıyorum şık ayakkabılara ama almıyorum fakat kıyafeti ve yürüyüşü tamamlayan bir unsur, kadına çok yakışıyo ya!

sofi dedi ki...

Tütü, yapmayı çok isterim çünkü yazmayı seviyorum, burda yinede bir oto kontrol uyguluyorsun kendine, öteki türlü daha özgür olabilirsin gibime geliyor, sevgiyle kal...

Dantelci dedi ki...

SOFIM, HIKAYE COK GUZEL DI DALMIS OKUYUP GIDIYORDUM, TAM BENIM BASIMA COK GELEN AYAKKABI VURMALARI SIKMALARI BIR YANDAN HATIRLANIRKEN HEH DEDIM NE GUZEL AYAKKABIDA CIKARILDI SIMDI DAHA ROMANTIK OLUNUR, BIRAZDAN SARAPTA ETKISINI GOSTERMEYE BASLAR, HATTA KUMSAL VARSA YAKINLARDA BU OYKU ORALARA KADAR GIDEBILIR DERKEN, MASAYA SOGAN GELDI, AAAA SOFI YAPMA DEDIM.

SOGANIN CUCUGUNU MERDANEYE UZATAN BASTONUN ASKINI DESTEKLIYORUM, MERDANEYI SEVDIGINE KANAAT GETIRDIM BIRAZ DUSUNDUKTEN SONRA.
PARMAKLARINA SAGLIK CANIM ARKADASIM. BENDE SANA SEVGILERIMI VE SELAMLARIMI GONDERIYORUM...

sofi dedi ki...

Hatice'cim Baston doğal, olduğu gibi bir adam ama Merdane ayakkabılarını çıkartmaktan ötesini becerecek bir kadın değil, Baston'un işi zor:) Canım benim, kucak dolusu sevgiler...