30 Kasım 2007 Cuma

Toplaşalım Masaya!

Hadi buyrun aydınlık, gün ışığı girmiş mutfağıma, kışın griliğine inat, mandalina, portakal, sarı, havuç, hurma, turuncu renktedir, güneştir onlar tezgahta, kimbilir belkide gelecek yazı müjdelerler.Mutfak biraz dağınık idare ediverin artık, rafları süslemişim ama avize kafamıza düşermi bir kahkaha patlattığımızda bilemem gayrı!C vitaminimizi alalım, okkalı bir kahvede yaparım size.
Çarşamba akşamı teklif hazırlıyoruz, ben söylüyorum Hakan hızlı hızlı yazıyor, bir ara dönüp saat kaç diyorum, 18.07 abla diyor, fiyatlandırmayı yetiştiremeyiz yarına kalsın, ben hazırlanayım deyip 18.30 da çıkyorum.AAA ne tesadüf otobüste tam dükkanın önünden geçiyor, en masum halimle zıplıyorum benide al, benide al diye, duruyor, hemen atlıyorum, sağol diyorum şoföre, almaz almaz.Otobüs şoförlerini çok severim, arada birde merak ederim, acaba psikolojik destek alıyorlar mı diye.Bir sabah yine işe gidiyorum, bir polis memuru bindi otobüse, sohbet ediyorlar şoförle, şoför bir laf ediyor ben kopuyorum '' abi ya kazıyolar, kazıyolar bir bulamadılar şu hazineyi'' Adam haklı 44 senedir yaşadığım bu şehir hep şantiye halindedir, hep delik deşiktir, hala büyük hazine maalesef bulunamamıştır, bekliyoruz, ben göremesemde belki torunlar görür. Neyse dönelim benim son bindiğim otobüse, hemen son kalmış boş yere oturuyorum, yol uzun, iki karşılıklı koltuk, dört kadın göz göze gelmemeye çalışarak gidiyoruz, karşımdaki kadınlardan biri orta yaşlı kapalı bir hanım, göz ucuyla bakıyorum ağzı kıpır kıpır, gözüm eline kayıyor, tesbih çekmekte, trafikte pek güzel akıyor, içimden diyorum hikmet kadında, devam teyzem, duaları sayesinde yol açık galiba, sonra gözüm plazaların önünde bekleşen servislere kayıyor, ohh diyorum, ne güzel binip gidecekler, onlar adına sevinirken onları hiç böyle bekleşirken görmediğimi farkediyorum, es geçiyorum, başka düşüncelere dalıyorum, inşallah Yaprak Dökümü'ne yetişirim diyorum, aklıma oğlum geliyor, yaklaşınca ara demişti, yarın uygulama dersleri var, meyve salatası ve mevsim salatası yapıp sunacaklar malzeme almalıyız, yaklaştığımı haber vermek için cep telefonomu çıkarıyorum çantamdan, o da ne ! telefonun üstündeki saat 18.13, algılayamıyorum, jeton tırink diye düşüyor, ben 18.30, yerine, 17.30 da baaaay deyip çıkvermişim, önce kendimi çok kınıyor, sonrada aklımdan şüpheye düşüyorum, oğlum şaşkın Tansaş'ın yolunu tutuyorum.Eh insanın aklında gitmek varsa böyle kaymalar olabiliyor...

Hadi birazda kurabiyelerden buyrun, babam yine ayva reçeli yapıvermiş, bende kurabiyelerin içine koyuverdim, pek güzel olmuşlar, tarifini veremem, biraz sonra bloglardan bakıcam.Bu arada anneme henüz işten ayrılacağımı söylemedim, zaten midesi ağrıyıp duruyor, endoskopi isteyince dr. şıppadanak ağrıları kesilmiş korkudan, buda bir tedavi şekli olsa gerek!Şimdi bende bir elektro isteyecemki kalbi sağlam dursun:) Ödü patlar ben çalışmayacağım diye, sanki ondan birşey talep edecekmişim gibi düşüncesine bile tahammül edemez.Aslında beni hiç anlamaz, çünkü o altın kafeste yaşayan bir kuştur, ekmeğin bile fiyatını bilmez, hayatında fatura ödememiştir, çalışan kadın ne cins bir kuştur hiç bilmez.İki erkek çocuğa analık babalık yapan aseksüel kuş türünü tanımaya hiç niyeti yoktur, olsa olsa bu tipler, sorunludur, bela olabilirler, demekki bu kuştan uzak durmalı! diye düşünür. Altın kafesteki bencil kuşum benim! Babam, her zaman mağrur, sakin duruşuyla Hayırlı olsun kızım diyecektir, beni anlayacaktır, çünkü o bana sahip çıkandır, ortada kaldığımda bir kadın için en önemli şey olanı verendir EV...Sığınağım, mahremiyetim, kraliçesi olduğum sarayım, velihatlarımla yaşadığım biricik evim, kapısını her akşam açtığımda içime güller dolar, benim evim.Babam, ona sağlıklı uzun ömürler diliyorum.

Masa sohbeti güzeldi, kalkıyomusunuz, bunu saymam, yine gelin, neyse avize kafamıza inmeden ağırlayabildim sizi, raflardaki kaseler öylesine orda durmamalı, üzülüyorlardır boş boş durmalara, çorba yapıcam başka sefere size söz, sıcacık içimiz ısınır, hele sevdiklerinle paylaşıyorsan yüreğinde ateş olur...

14 yorum:

renkler dedi ki...

Maşallah keyifli gördüm seni:-) Yazına yansımış. Evini tarif ediş biçimine de bayıldım. Bende öyle seveceğim artık evimi, sarayım diye:-)

sofi dedi ki...

Sevgili Renkler, napıyım arada bir hayatı tiye almak lazım, öyle böyle akıp gidiyor nasılsa.Hayalimde sizleri ağırlayıp içimi döktüm işte.Evet acayip evimi severim, aslında minicik, şehrin merkezinde, bir sokakta sıkışıp kalmış, önünde kocaman bir apartman, arkası istinad duvarına bakar ama benimdir, kapısını kapadığımda herşey dışarda kalır.Sevgiyle kal sarayında,senin saraydaki prens ders çalışmaktan yorgun kalacak diyede korkuyorum, bu nebiçim sistem yaa!

Adsız dedi ki...

canım valla yazılarını okumak bana oldukca enerji veriyor iyik itanımışım seni bu mutfak masasında toplanma fikri süper olmuş. Sende ki bu ışık bitmediği sürece bende hep güleceğim bağımlın oldum valla kendine iyi bak. işten erken kaytarmakta süper olmuş:)
www.elimkolum.com

MoonSun11 dedi ki...

Ben de geldim Sevgili Sofi, Masada bana da yer var mi acaba :))
Ev, sevdiklerinle birlikte icinde guzel vakit gecirdigin, agladigin, guldugun, kimsenin sana mudahale edemeyeci bir signaktir, insanin evi gibisi yoktur :)) Ne guzel anlatmissin, evini :) Annen de alisacaktir yeni kararina, belki de babanin sundugu hayat sayesinde tanima firsati bulamamistir senin yasadiklarini :))
Sen guclu bir kadinsin ve mecbur kalinca nasil ayakta kalinacagini biliyorsun, onemli olan da bu zaten :) Kucak dolusu sevgilerimle ...

sofi dedi ki...

hatice'cim canım benim, ben de senin sitende enerji buluyorum, bir sürü yenilikler, içten, sıcacık paylaşımlar,gençlik, mutluluk...saf saf saati yanlış anlayıp kaytarmamda iyi oldu valla.Sevgiyle, gülümsemeyle kal...

sofi dedi ki...

Sevgili Moonsun, o masa kocaman, yer olmaz olurmu sana, hemde okadar uzaktan gelmişken!Annem için tahlillerin çok doğru,babam kanatlarıyla sardı sarmaladı,46 senedir çok mutlu bir evliliği paylaşıyorlar, annem de izole edilmiş bir hayatı.Sen Moonsun, çok zeki ve akıllı bir kadınsın,hayatı bilinçli, farkındalıkla yaşıyorsun ve okadar gençsin ki sanki kızımmışsın gibi gurur duyuyorum.Kocaman kocaman sevgiler...

Yonca dedi ki...

yine çok güzel yazmışsın, ama öyle kaptırmış gidiyodum ki hadi bitti kalkın sofradan diyince bozuldum :)) İşten erken kaçmak süperdi ama sen masumsun birileri sana yanlış söylemiş, sen de o yoldan gitmişsn. Hem çok da yanlış sayılmaz. saatler geri alınmasaydı saatin olacağı oydu:))))

Kaçmak isteyene sebep çooooooooook, sen bana söyle ben sana bi sürü neden sayarım:))))

MoonSun11 dedi ki...

Cok tesekkur ederim sevgili SOFI :) Hayat zor,insan sorumluluklarin altina biraz da kendi istegiyle kucuk yasta girince cok daha farkinda oluyor sanirim herseyin :)) Bu guzel sozlerinle beni onurlandirin, cok tesekkur ederim Sevgili Sofim:))

www.edasuner.com dedi ki...

Ne kadar huzur dolu maşallah canım bende evim evim güzel evim derim hep objelerde canlı sevki sarsın seni dimi ama hele ki zamanla evin kokusu olur da tatilde dönersin ya evim ohh be dersin. allah herkesi evinde yalnız ve neşesiz bırakmasın canım

BaL dedi ki...

:)))))

Sofi, bu İstanbul'un kazılması haliyle ilgili espiriyi ben de yaparım hep... "Kaza kaza bulamadılar Bizans hazinelerini hala" diye :))))

Çok hoşuma gitti senden de aynısını duymak...

Babalar galiba farklı bir duygusallıkla bakıyorlar kızlarına... Annenle ilişkini bilemem elbet, ama kendi annemi de göz önünde tuttuğumda, sanıyorum ki anneler, kadın olmanın verdiği farklı bir bilinç haliyle, kızlarının çalışmalarını, kendi ayakları üzerinde durmalarını daha şevkle istiyorlar.

Anneme göre hayata atılmalı, bir işe girmeliydim okurken. Babamsa hala onunla yaşamamı, herhangi bir işe girmeye mecburiyetim olmadığını söyler :)

Hatta geçen sene girdiğim bankadan çıkmak istediğimde annem üzülmüştü; babamsa 'çık kızım, istemediğin yerde ne duracaksın' demişti :)

'Kadınca' hassasiyetler belki annelerinki... Bana da önce "ya annem beni yük olarak mı görüyor?" gibi geliyordu... Şimdi şimdi düşünüyorum da... Evet bu 'kadınca' bir 'ayakta durma' arzusuyla ilintili...

Çok yazdım :)

Her şey güzel olacak :)

Sevgiler...

gülçin dedi ki...

insanın evi gibisi yok değil mi soficim? eskiler dermiş ya "evcaaazım evcaaaazım sen bilirsin halcaaaazım" diye, doğruymuş :) sofra etrafında toplanmak da çok iyi fikirmiş ha. çok keyifli bir yazı olmuş, eline sağlık.

sevgiler.

sofi dedi ki...

Sevgili Bal, anneler korkuyor, birde düzen değişimi ürkütüyor.İlk işe girdiğimde annem burdan emekli olursun inşallah demişti, bende alık alık bakmıştım, nasıl olur ki diye!

Sevgili Yonca, ömürsün ya, kalsaydın, daha anlatılacak hikaye çoook, daha çorba yapıp çağıracam!


Sevgili Gülçin, bende o sözü çok kullanırım, ev kutsaldır diye düşünürüm.Bir de şu söz vardır, herkesin tenceresi kapalı kaynar, kiminde dert, kiminde et...

Sohbetiniz için binlerce teşekkür...

BaL dedi ki...

Aaaa... İlk okuduğumda eksik okumuşum :)))

Otobüs şoförününmüş benimle aynı olan espiri :)))))

Otobüs şoförlerinin çoğu iyidir :) (Halk otobüsleri hariç genellikle :D)

Tijen dedi ki...

Evet aydınlık, ferah, geniş, canlı, renkli mutfakları seviyorum...