17 Ocak 2008 Perşembe

Geç Gelen

Sabah güneşi ılık ılık evin içine giriyordu taze bir nefes gibi, yaşam bir gün daha hediye ediyordu.Kadın mutfak kapısını açıp verandaya çıktı, günü, önünde alabildiğine uzanan maviliği ve yeşilin her tonunu selamladı.Başında hasır şapkası, çiçekli elbisesi ve parmak arası terlikleriyle mutfakla veranda arasında gidip geliyor, kahvaltısını hazırlıyordu.

Radyoda keyifli bir müzik bularak oturdu masaya, görüntüyü çekti içine önce sonra bir yudum çay, geçmişi düşündü canı acıdı, gözlerini domateslerine çevirdi '' susadınız değil mi? '' İyiki bu evi almıştı, bir balıkçı köyüydü burası, rüzgarlı olduğundan tatilcilerin pek rağbet etmediği ama o hayalindeki evi burda bulmuştu, yeşil ve mavi iç içeydi. Çalıştığı yıllar boyunca evin hayalini kurmuştu ve işte burdaydı.Tanrım! şeftali çiçek açmış yaşasın, kendi şeftalimi yiyeceğim dedi ve sevinç doldu yüreği.Sonra denizde balığa çıkmış kayıkları gördü, öğlen limana uğramak lazım dedi.Babası geldi aklına ne severdi balığı...Sonra çocukları düştü aklına gelirlermiydi bu haftasonu acep, ne de özlemişti, bir ömür harcadığı meyveleriydi, hayat arkadaşlarıydı onlar.

Artık çoğu şeyi önemsemiyordu, hayatının çoğunu yaşamıştı, yaşlanmayı bile gönüllü kabul etmiş, sorumlulukları azalmış, kendince yaşayıp mutlu olabileceği kısa bir zamanı kalmıştı.Bir eşim olsa dahamı farklı olurdu herşey diye düşündü, bu yarım kalmışlık duygusunu içinden söküp atalı nice olmuştu oysa, baktı ki düşünceler doluşuyor kafasına çayını yudumladı, bir sigara yaktı, sevgiyle bahçesine baktı.Sofrayı öylece bırakarak minik sebze bahçesine yürüdü, musluğu açtı, hortumu eline aldı, ayakları çamura bulanmış, yaramaz çocuklar gibi sekerek maydanozların, domateslerin , salatalıkların, biberlerin içinde dolaşıyor suyun verdiği serinliği, enerjiyi hissediyordu, akşama balığın yanına tazecik salatada yaptım mı değmeyin keyfime, o ara yola ilişti gözü, aşağıdan bir araba ağır ağır çıkmaktaydı yokuşu, hasır şapkasını düzeltti, çiçekli elbisesi uçuşurken, çamurlu ayaklarıyla döndü işine. Birden bire bir el ensesine dokundu, kadın ürperdi, hasır şapkası başından kaydı, kısacık kızıl saçları uçuştu, döndü, şaşkınlık içindeydi, hortum elinden kaydı, su başıboş akıyordu ayaklarının dibinde ama o farketmiyordu bile çünkü gelen geçmişe gömülmüş biriydi, inanamadı, adam ona sımsıkı sarıldı,'' seni buldum '' dedi, yıllar öncesinden gelen bir ses, kadının içi sevgiyle doldu.Elini tuttu adamın, yanağını usulca öptü, verandaya doğru elele yürüdüler, paylaşılacak o kadar çok şey vardıki, bu akşam masa iki kişilik olacaktı...


Sofi'den bir öykü...

12 yorum:

MoonSun dedi ki...

Sofim bu cok guzel ve duygusal bir oyku, daha cok yazmalisin, hatta bu kisa oykulerini kitaplastirmalisin :))
Sofim benim, gordum linkimi :)) Cok zarifsin, cok tesekkur ederim nasil mutlu oldum anlatamam sana :)) Kocaman sevgi ve opucukler yolladim :)) :))

Sofim bu arada ben senin mail adresini bulamadim, yorumlardan da denedim ama mail adresini gonderisen bana cok sevinirim :)) iki haftadir sana soracagim soracagim diyorum ama bu ara tukkan yuzunden kafami toparlayamadim, bir suru seyi de yanlis yaptim bu kafa daginikligi yuzunden, arkamdan da isleri duzeltmek m&m'e kaldi :((
Sofim sana mail atacagim, senden haber bekliyorum :))

degree dedi ki...

Sevgili Sofi, eğer hala yorum yazan yoksa ilk yorum benimki olacak, ne güzel......

İnsanın içini ısıtan bir öykü, Tebrikler. Bu günkü ortamda zannediyorum ki herkesin böyle bir öyküyü okumaya ihtiyacı var. Benim, Lale adlı öyküme, yorumla da e-maille de o kadar çok eleştiri geldi ki, "neden o güzelim Lale'yi öldürdün" diye. Aslında ben de öldürmeyecektim ama, o anda filrin fikri çağırıştırması öyküyü benim elimden alıp o hale getirdi.

Bazı mutluluklar vardır, ne zaman geleceği belli olmaz, beklersin beklersin gelmez de bir bakarsın beklemediğin anda çıkagelmiş.

Hepimizin mutluluğunun sürekli olması dileğimle,

Sevgiler.

sofi dedi ki...

Moonsuncım, maili attım, inşallah becermişimdir.Verdiğim linki beyenmene çok mutlu oldum, keşke elimden daha fazlası gelse...
Öyküye gelince sözlerinden gurur duydum, hep yazmak istiyordum, sanırım devam edicem.Kocamaan sevgiler...

sofi dedi ki...

Degree, beyenmene sevindim ama ne gariptirki itiraf ediyim, utanıyordumda yazarken, belki on defa okudum, kendimi acmasızca eleştiriyordum ama seni ve Sem'İ okudukca öykü yazmak ağır bastı, farkında olmadan beni yüreklendirdiniz.
Sevgiler

gülçin dedi ki...

sevgili sofi,
o güzel yüreğine sağlık, iyi ki yazmışsın, yüreğinin sıcacıklığını hissettirmişsin gene, hep yaz :))

sevgiler

degree dedi ki...

Sevgili Sofi,

İyi ki yüreklenmişsin, bak ne güzel bir öykü çıktı ortaya. Devam etmelisin bence, çok güzel bir ifaden var. Motosikletle ilgili bir şey yazmayı düşünür müsün bilmem. Buradaki çoğu kişiye yabancı bir konu motosiklet.....Enteresan olurdu.

Senin en büyük özelliğin doğal olman. Ben de hep doğallıktan yanayım. Bir insanın olduğundan başka görünmek istemesi onun zaafları olduğunu gösterir ve o insan sadece kendini aldatır.

Yasemin, motosikletleri için "sevgililerim" yakıştırmasını yapmış. Onun üstüne bindiğimde dünyaya başka açıdan bakmaya başlıyorum diyor, çok doğru ve o 26 yaşında bir genç kız için çok olgun....Benim oğlumdan bile küçük. Yazdığına göre çok serbest ve mutlu bir çocukluk geçirmiş.....Gülçin onu mimlemiş. Bakalım yapmak zorunda olup ta ertelediği kolay işler nelermiş:)))

Yeni yeni öykülerini bekliyoruz zevkle okumak için, sevgiler.

MoonSun dedi ki...

Sofim dusunmen yeter, daha ne yapacaksin ki :))
Bu arada mailini aldim, ben sana de yazdim :))

Sofim yazmazsan buyuk kayip olur, cunki gercekten cok basarili yazilarin, sozcuk secimin, dusunce akisi...
Ben senin bir yazar olarak da bizlere cok sey katacagina inaniyorum , paylasacak cok seyin oldugunu biliyorum :))
Sevgilerimi gonderdim sana :))

Dantelci dedi ki...

SOFICIM COK GUZEL BIR OYKU, GERCEKLESMESINI DILERIM.
NE ILGINC SON GUNLERDE AYVALIK VEYA EGE KIYILARINDAN NEREYE YERLESSEM DIYE DUSUNUYORDUM, OYKUNU OKURKEN KIZIL SACLARIMA KADAR ICINDE KENDIMI BULDUM AMA SIRTIMA DOKUNACAK ELIN SAHIBINE NE TEPKI VERECEGIMDEN HALA EMIN DEGILIM, YALNIZLIGA BU KADAR BAGLANMISKEN. SEN HEP YAZ EMI, OKUMAK COK KEYIFLI SENIN YAZDIKLARINI, KUTLARIM
SEVGILER...

sofi dedi ki...

Haticecim, bende Çanakkale'yle Ayvalık arasını çizmiştim kafamda kimbilir belki bir gün...Yalnızlığa gelince bende çok alıştım bu duruma, boşanmanın getirdiği bir travma olsa gerek, ürküyorum, korkuyorum onun için böyle yaşamak en iyisi ama evliliğe, aşka inancımı yinede yitirmedim.İnşallah çocuklarımız doğru insanlarla karşılaşırlar bizde torunlarımızı severiz.Kocaman sevgileer...

Sem dedi ki...

Sevgili Sofi, bizim için de çok güzel hediye oldu bu öykün:) Yüreğinden bal damlamış, insanın içini sıcacık duygularla bırakan bir hikaye çıkmış ortaya. Yenilerini heyecanla bekliyorum.

Sevgiler

Sem dedi ki...

Soficiğim, bu güzel yazılarına umarım bir mim yazısıyla devam edersin; çünkü mimlendiniz:))) Sevgiler

fikriminincegülü dedi ki...

Harika bir öykü. Sanki o anları yaşar gibi hissettim bir an. Eline, yüreğine sağlık.:)