17 Ocak 2008 Perşembe

Beşiktaş'ta Bir İstanbul Efendisi Yahya Efendi

Burası Beşiktaş'ta Yahya Efendi Dergahı ve caminin içinde yer alan türbesidir ve benim en çok sevdiğim camidir.Pazar günü televizyonda ordan oraya atlarken Cemil İpekçi'yi gördüm ekranda, konuşması ilginç ve bana yakın gelince izlemeye devam ettim, Yahya Efendi'ye çok sık gittiğini ve orda farklı bir huşu hissettiğinden bahsediyordu, aynı duyguları yıllardır yaşadığım için bu sanki bana bir çağrı gibi gelmişti ve bir kaç gün sonra ordaydım.Ahşap camilere iyi bir örnektir mimari olarak , cephe ve doğramalarda tadilat vardı, bir sürü marangoz harıl harıl çalışıyorlardı.Camlı kapıdan içeri girersiniz mavi beyaz iznik çinileri sizi karşılar, başörtüsü dolabı sağda, ayakkabılıklar solda tam karşıda abdest alabileceğiniz çeşmeler, sağa döndüğünüzde mescid ve türbeler sizi karşılar, huzur doludur, mis gibi gizemli bir gül kokusu vardır mekanda, aşağıda yemekhane, hocanın evi hepsi aynı çatı altında yerleşmiştir. Burası türbe kısmı...
Türbeyle mescidi ayıran demirler.
Mescidin içi, inanılmaz huzur doludur, yenilenirsiniz, sakinleşirsiniz.Tüm pencereler ağaçların arasından boğaza bakar, boğaz bir nehir gibi saki sakin akmaktadır...

Burası üst katta minik bir odadır, giyotin pencerenin önünde bağdaş kurup oturduğunuzda boğazda zaman sanki durmuştur, bulunduğunuz anın dışında bir yerlerdesinizdir, öylece asude bir şekilde akar deniz ve gemiler geçer, sanki herşey dışınızda kalmıştır, elinize bir tespih alıp manzaraya daldığınızda kendinizi bulursunuz.İlahi bir enerji sarmalar sizi, sıkıntılı olduğum dönemlerde gizli bir sığınaktır avutan, yolunuz düşerse Yıldız Parkını geçince 10 adım sonra solda bir yokuşu tırmanın ve keşfedin derim, orası kalıba değil, kalbe bakar...



Alıntılar ve Bilgiler


Aslen Amasyalı olan Yahya Efendi, 1494 yılında Trabzon'da doğmuş. Babası Şamlı Ömer Efendi uzun süre Trabzon’da kadılık yapmış. Yahyâ Efendi orada dünyaya gelmiş. Kanunî Sultan Süleyman da Trabzon’da aynı sene aynı haftada doğmuş. Sultan Süleyman'ın annesi Âişe Hafsa Sultan'ın sütü kesilince, onu Yahyâ Efendi'nin annesi emzirmiş ve böylece süt kardeşi olmuşlar. Bu sebeple Kanuni Sultan Süleyman'ın Yahya Efendi'ye çok değer verip, saygı ve hürmetle kendisine "ağabey" diye hitab ettiği de bilinir.

Yahya Efendi ilim tahsili için İstanbul'a geldikten sonra, bir süre Zenbilli olarak tanınan Ali Cemâlî Efendi'nin sohbetlerine devam etmiş ve vefatına kadar hizmet ve sohbetlerinde bulunmuş. Ali Cemâlî Efendi'nin vefâtından sonra müderris olmuş. Çeşitli medreselerde görev yaptıktan sonra en son olarak Osmanlı'nın zirve medreselerinden Fatih Medresesi'ne atanmış ve sonra da emekli olmuş. Emekliliğinden sonra ibâdet ve tâat ile meşgûl olmayı tercih ederek, Beşiktaş’ta (bugün türbesinin olduğu yerde) satın aldığı deniz kenarındaki bahçesinde, bir ev ve mescid yaptırmış. Daha sonra evin etrafında; medreseler, hamam ve orada kalanların barınacakları odalar ve yol üzerinde herkesin gelip geçtiği bir yerde de çok güzel bir çeşme yaptırmış. Böylece ev bir dergaha dönüşmüş. Yahya Efendi'nin elinden inşaat işi de geldiğinden, pek çok işi de bizzat kendisinin yaptığı da söylenir.


İstanbullular O'nu ilmi, irfanı, sevgisi, hoşgörüsü, merhameti ve adaletiyle tanımışlar. Yahya Efendi hazretleri her sınıftan ve inançtan insanın ayırmaksızın sıkıntılarıyla ilgilenen, ihtiyaçlarını gidermek için elinden geleni yapan bir veliymiş. Bu kıymetli zat, yüksek ilmi irfanı kadar kerametleriyle de pek meşhurmuş. Kimilerine göre Hızır aleyhisselâm ile yakın dostluk ettiği de söylenir.

Yahya Efendi'nin kendi devrinde İstanbul'daki en önemli manevi kutup olduğu da söylenir. Düşünceme göre bu kıymetli zat, evi ile dergahını sıradan bir yere yapmamıştır. Bilinçli olarak yüksek titreşimli pozitif enerji yayan bir yer seçmiştir. Çünkü kendisi burada inzivaya çekilmiş, ilim ve ibadetle meşgul olmuş ve dahi pek çok öğrenciler yetiştirmiştir. Daha önceki bir yazımda sizlere demiştim ki; tıpkı insan bedeninde olduğu gibi, yeryüzünde de çakralar ve akapunktur noktaları dediğimiz, pozitif enerji düğümlerinin olduğu bölgeler vardır. İşte bu sebeple bazı mekânlar olumlu enerjisinden ötürü insana çok huzur verir. Gerçi İstanbul baştan aşağı böyle bir enerji merkezinde kurulmuştur, ama bazı noktaları daha yüksek enerji titreşimlerine sahiptir. Şunu da hemen hatırlatalım ki, yeryüzündeki bu mekânların en üstünü Kâbe olmasına rağmen, Allah Teâlâ Kur'ân-ı Kerîm'de "Bu Beyt (Kâbe)nin Rabbine kulluk etsinler." (106/3) buyurmuştur. O sebeple Allah'tan gayrını yücetlemek veya kutsallaştırmak doğru olmaz!
http://www.sessizsozler.org/




7 yorum:

Yonca dedi ki...

sofiiiiii!!!!!

inanmıyorum sana. bloguma yazmadan önce arkadaşlara bi bakiyim dedim. ve senin yazında çığlık attım.

benim yapmak istediğimi yapmışsın hem de çok güzel. ayrıntıları yazımda okursun. müsade edersen yazına link verip bir resmini de yine kaynak göstererek kullanıcam. İstemezsen kaldırırım.

gülçin dedi ki...

sevgili sofi,
ben d eçok huzur verici bulurum Yahya Efendi'nin dergahını. bir ara şehir dışından gelen her misafirimi oraya götürüyordum, istanbul keşifleri hiç bitmeyen bir şehir, ne güzel :)

sevgiler

Dantelci dedi ki...

SOFICIM BENIMDE KASIMPASADA BIR SIGINAGIM VARDI, BURAYA GELEN KADAR BIR KAC DEFA ZIYARET ETMISTIM, GERCEKTEN ORADA DUA ETMEK ORTAMIN MIS KOKULU HAVASI BAMBASKA BIR DUYGU. INSALLAH BEN GELINCE BIR GUN BULUSURSAK BENI ORAYA GOTURURMUSUN, ORADAN DA CIKIP ISKELENIN YANINDAKI CAY BAHCESINDE OTURURUZ, DENIZE BAKAN MASALARDA, HER GELDIGIMDE BUNU YAPIYORUM.
BENDE SEVGILER SELAMLAR GONDERIYORUM OKYANUS UZERINDEN ARKADASIMA...

sofi dedi ki...

Yoncacım verdim gitti, onur duyarım

sevgileeer

sofi dedi ki...

Gülçin, orası saklı bahçe gibi, bende sevdiklerimi oraya götürmeyi pek severim benimle aynı hazzı alsınlar, bu mekanı paylaşayım diye.Sevgileer...

sofi dedi ki...

Haticecim götürmezmiyim, hemde mutlulukla, çayda içeriz kahvede, Üsküdar'a, Kızkulesine bakar, martılara selam verir, vapurların, motorların kalabalığına dalar sohbet ederiz.İnşallah gelirsin.Sevgileeer...

Adsız dedi ki...

merhabalar..yahya efendi dergahıyla ilgili internette araştırma yaparken rastladım blogunuza. çok güzel hazırlamışsınız elinize sağlık. şu anda dergahın restorasyonu yapılıyor ve ben de mimar olarak orda çalışıyorum. Yapı kısa zaman önce bir tadilat geçirmiş ve pek çok özgün parçası yokolmuş. Blogunuzda yayınladığınız fotoğraflar bu tadilattan öncesine ait.Eğer o ziyaretinizde çekmiş olduğunuZ başka fotoğraflar da varsa paylaşımınızı rica edebilirmiyim.Bana şu mail adresinden ulaşabilirsiniz. didem_anik@yahoo.com