15 Ocak 2008 Salı

Motosiklet Felsefesi


Birçok babanın ve annenin korkusu oğlunun motosiklete binmesidir.Ölümden ve başka her türlü tehlikeli durumun çocuklarının başına gelmesinden korkarlar.


Benim senin başına gelmesinden en çok korktuğum şey ise hayatın zevklerini almadan yaşayan bir eğreltiotu olmandır.


Eğer yapmak istediğin şey orada duruyorsa ve aranızda bir tehlike dikilmişse, senin yapman gereken o tehlikeyi bertaraf edip, istediğin şeye ulaşmaktır. İşte bunu yapamazsan hayatın ancak bir eğreltiotununki kadar heyecanlı olabilir.


Motosiklete bin oğlum, ama dikkat et, Motosiklet tehlikelidir.


O tehlikenin üzerine aptal gibi gitme. Unutma Sun Tzu der ki; "kötü komutanlar önce savaşa girer, sonra nasıl kazanacağını düşünürler; iyi komutanlar önce nasıl kazanacağını bulmadan savaşa girmezler".
Önce viraja girip de sonra nasıl çıkacağını düşünen aptallardan olma.


Tehlikeleri en küçüğüne kadar bertaraf et. Hep tam koruma kullan, bakımsız motorla yola çıkma, alkollü ya da yorgun binme, kafan bozukken taksi tut, bilmediğin yolda risk alma, diğer araç sürücülerinden köşe bucak kaç.


Tehlikeleri nasıl dibine kadar bertaraf edeceğini bilemiyorsan sakın motosiklete binme, çünkü o zaman bu işi beceremezsin demektir.


Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet aşktır. Sadece kızlardan bahsetmiyorum, motosiklet macerası yaşam aşkıyla doludur.


Güneşi batıracağın yeri bilmek, üzerinde yaşadığın toprakları karışı karışına gezmek, her yaş ve meslekten insanla yolunu paylaşmak ve bindiğin makinenin üzerinde sanki çığlık atarmış gibi kopup gitmek, hayatı dibine kadar yaşamak, ancak bu araçla mümkündür.


Motosiklet macerasının içinde yaşam aşkı olmayan insanların tek yaptığı ise teknik detayları birbirlerine anlatarak kocaman, yararlı ama sıkıcı bir ansiklopediyi yaşayıp gitmektir.


Aşkın ucunu bırakma, heyecanlı ve renkli ol, sıkıcı olma. Sıkıcı olacaksan arabaya binip, hafta sonları futbol, akşamları ana haber seyrederek yaşayabilirsin, motosiklete ihtiyacın yok.
Günü yakalamayı bil oğlum, motosiklet senin yaşama enstrümanındır.


Kızlardan bahsetmiyorum dediysem, o kadar da demedim tabi. Hani bazen pembe bir Vespa üzerinde pembe kaskla kuğu gibi giden pembe pantolonlu bir kız görürsün ya? Git yanaş, merhaba de ona. Seni terslerse, kıza efendi gibi bir selam çakıp gazla bana gel, ensene bir tane patlatayım, sonra bira içmeye gideriz. Hayatı böyle yaşayacaksın işte, öküz gibi, ödlek gibi değil. Hem efendiliğini bozmayacaksın, hem de çılgınlığını koruyacaksın.


Ha hoşlandığın bir kız mı buldun? At motorunun arkasına, Datça'ya götür onu, Knidos'un sularıyla yıka. Can Yücel'in en sevdiğin şiirlerini okurken batan güneşi izlet ona, Domuzbükü'nde yıldızları ört üstüne uyusun. Sonra bu macera için bana teşekkür edeceksin.


Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet isyandır.


İnsanlık tarihi popüler kültürler ve onlara tepkiyle gelişen kültlerle doludur. Rock tarihi, 68 kuşağı, Avrupa bohemleri, Beatnick'ler hep aynı heyecanla tutuştular. Bugün bu ateş bir miktar sönmüş görünse de sen buna aldanma. İnsanoğlunun doğasında isyan vardır ve motosiklet bunun dışa vuruluş şekillerinin en güzellerinden biridir. Motosiklet bir ulaşım aracı değildir, bir isyan aracıdır, bunu kafandan çıkarma.


Hayatın rutinlerine dikkat et oğlum. Efendi ol ama içindeki serseriyi korumayı bil, akşam eve gelince takım elbiseni çıkarıp deri montunu giy.


Her zaman kravatın olabilir ama hiç yuların olmasın, her zaman bir patronun olabilir ama hiç efendin olmasın. Eğer seni zincirliyorlarsa o patronu, arkadaşı ya da sevgiliyi dehleyip, kravatı çöz, kol saatini fırlatıp at, gemileri yakmayı bil.


Hayatımda tanımaktan keyif aldığım insanların neredeyse hepsi, günü geldiğinde hayatında radikal değişiklikler yaparken gözünü kırpmamış insanlardır.
Ve bu insanların neredeyse hepsi motorcudur.


Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet dostluktur.


Bir motosiklet grubuna mutlaka gir. O Motosiklet grubunun içerisindeki bir kavgaya ise asla girme. Unutma ki insanın olduğu yerde sevgi de vardır, kavga da vardır. Toplumdan soyut yaşama, yolu paylaş. Ama kimliğini de kaybetme, yolunu şaşırma. Toplumun içinde dur, ama tek başına ayakta dur, sonuçta yol yalnız senin yolundur unutma.


Herkesle konuştuğun gibi, her tip motora da bin, tutucu olma. "Chopper gitmiyor, dönmüyor" diyenleri takma, altındaki V motorun ritmiyle dans etmeden isyanın ruhunu anlayamazsın. Sıkı bir enduroyla off-road yapmadan doğaya fazla kavuşamazsın. İbrende bir kez olsun 200'leri görmeden de adrenalin seni ilk defa içki içmiş 15 yaşındaki kız gibi sarhoş eder durur. Herkesi dinle ama hiç kimseye kulak asma. Motosiklet türlerinin her biri farklı amaçlarla üretilmiştir, birini seçeceksen seç, ama hepsiyle barışık ol, hiçbirinin fanatiği olma.


Motosiklete bin oğlum, çünkü ben hep motosiklete bindim.


Ve şu hayatımda yaptığım en iyi şeylerden biri bu. Tek bir dakikasından bile pişman değilim ve iyi kötü her maceramın kıymetini bildim.


Hayatta öğrendiğim birçok şeyi bu iki tekerlekli cansız makineden öğrendim.
Motosikletle yaşa oğlum ve aradan yıllar geçerse ve ben motosiklete binemeyecek durumda olursam, gel bana maceralarını anlat, nereleri keşfettiğini, kimlerle hırlaştığını, kimlerle dost olduğunu, hangi şarabı kiminle içip, hangi güneşi nerede batırdığını.


Eğer ben ölmüşsem de çok önemseme. Motor üzerinde ölmüşsem neden pişman olmadığımı anlayacak tek kişi sen olacaksın. Eğer ölmemişsem şu pembeli kıza sor bakalım ablası var mı?
Sana bırakacağım en büyük miras, işte bu hayat rehberi, motosikletli hayatın ta kendisidir.


Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet hayatın ta kendisidir.

Murat Özbilge

Sevgili Gülçin'e, Degree'ye ve Yasemin'e sevgilerimle...

Bu makaleyi oğlumla birlikte okuduğumuzda sizlerle paylaşmak istedik :)

14 yorum:

degree dedi ki...

Sevgili Sofi,

Murat Özbilge her kimse, ona, buradan en büyük sevgilerimi gönderiyorum. Hem benim en samimi hislerime tercüman olduğu, hem de gençlik yıllarımı o satırların içinde tekrar yaşayıp gözlerimi yaşarttığı için.......

Ben de bir kaç motosiklet dergisine makaleler yazmıştım, on yıl kadar önce.... Orada hep söylediğim şuydu, ve oğluma da hep aynı öğütte bulundum : Motosiklet, bir tutkudur. Tutku olduğu için de bir defa kullanırsan bir daha vaz geçmen mümkün değildir. Onun için, kimse sana "kullanma vazgeç" dememeli. Derse de sen zaten onu dinlemeyeceksin. Ama seni sevenleri de üzmemek ve merakta bırakmamak için yapacağın şey, hızını motosikletin cinsi, büyüklüğü, gücü ve yolun, havanın durumuna göre ayarlamak, agresif olmamak, trafik kurallarına harfiyen uymak, ve de en önemlisi direksiyon başına geçince kendilerini dünyanın en büyük ve güçlü insanı zanneden, aslında ise insanlıktan zerre kadar nasibini almamış olan insan görünümündeki mahluklardan uzak durmak. Bu son söylediğim Türkiye içinde en önemli faktör. Yavaş giden kaza yapmaz diye bir kural yok tabii. Ama yavaş, yani yol şartlarına uyarak giden, kaza yapsa bile ufak tefek sıyrıklarla ve önemli olmayan ufak maddi hasarlarla atlatır. Her gün yüzlerce otomobil, otobus vs. kazası oluyor. Yine de otomobil de kullanıyoruz, otobüse de biniyoruz. Hatta uçak ile kaza geçiren birinin genellikle hayatta kalması bile mümkün olmadığı halde uçak yine de en güvenli taşıt aracı sayılmıyor mu ?
Bence, kuralına göre kullanıldığında motosiklet de güvenli bir taşıt aracı, dahası bu günkü trafik sıkışıklığında, insanı gitmek istediği yere çok kolay ulaştırabilen bir taşıt aracı olma özelliğini de korumakta.

Oğlum, Marmara Ünv. Satış yönetimi bölümü mezunu, Boğaziçi ünv. Bilgisayar donanımı mez. Ama şu anda motosiklet eğitmeni olarak çok daha zevk aldığı bir işi var. Ona, eşimin biraz üzülmesine rağmen de "yapma" demedik. Çünkü oğlumuzun mutlu olması her şeyden önemli idi bizim için.........

Askerdeki oğlunuza acil şifalar ve hayırlısı ile bir an önce sevgili annesi ve kardeşine kavuşması dileğimle, size ve motosiklete gönül veren diğer oğlunuza sevgilerimle.
Sevgili Yasemin'e de, Motosiklet tutkusunu elinden hiç bırakmaması dileğim ve sevgilerimle.

Degree.

www.elimkolum.com dedi ki...

çok güzel bir makale..... iyiyki paylaştın, bu arada senin sobe soruların kaca kaca bir hal oldum ne olur küsme darılma inan verecek cevaplar bulamadım tamamen benim kısır döngü hayatımdan :( üzgünüm bu konuda...

Yasemin dedi ki...

Sevgili Sofi.........:)))

Bu kadar güzel ve bana uyan bir yazı daha yoktur bana göre...

Sanki babamdan bana yazılmış gibi...Oysa haytta olsaydı heralde benimle gurur duyardı. Otomobil kullanmayı 12 yaşında babamın kucağında öğrendim. 15 yaşında okula otomobille gittiğimde, (tabii ehliyetsiz) okulun müdürü babamı aramış, ama babamdan bir güzel fırça yemişti.

Böyle büyüdüm. Annem de babamla fikren benzeştiği için, çok şanslıymışım diye düşünüyorum. Motosiklet tutkum ise başlı başına bir roman ya da uzunca (Degree'ninki gibi) bir öykü olur.

Bu yazıyı word'e kopyalayıp, bir tek "oğlum" yazan yerlerini "kızım" olarak değiştirip ve print edip, her an rahmetle andığım babacığımın resminin altına astım, sonra da ona dua okudum ve ağladım. Ama üzüntüden çok, böyle bir babaya sahip olmayı bana çok görmeyen hakk'a şükrederek...

Evet Motosiklet bir tutku, ve çok şükür ki, ben, on(lar)a sahip olabilecek imkanı elde edebilmişim. Sevgili Degree'nin bu yazıyı okuyunca neler hissedeceğini tahmin edebiliyorum. Ona benden daha çok tesir edeceği muhakkak, çünkü fakülede iken, aynı fakültenin başka bir bölümünde okuyan ve o yılların Türkiye güzellik kraliçesi olan kız motosikleti çok severmiş ve Degree'den başkasının arkasına binmezmiş. Bunu bana kendisi anlatmadı, adını öğrendikten sonra araştırdığım bir yerlerde okumuştum. Bu yazıyı yayınlamakla çok, çok, çok güzel bir şey yapmışsın sevgili Sofi...teşekkür ve kucak dolusu sevgilerimle.
Yasemin.

Adsız dedi ki...

figo abla süper olmuş walla 3 kere üst üste okudum eline sağlık..iyi geceler,,hakan

gülçin dedi ki...

allah allah, motorsiklete tek binişim kuzenimin arkasında önce küçükyalı sahilde yarışlara oradan kadıköy'e kadar olduğu halde, neden böyle gözlerim ıslandı yahu bu yazıdan? Sn. Özbilge, çok güzel damıtmış duygularını, ince ince yakalamış, duyarlıklarını pek güzel yoğurmuş tecrübeleriyle. iyi ki paylaştın sofi, teşekkürler.

sevgili degree, artık anlatmanın vakti gelmedi mi?

sevgili yasemin,
araştırmacı gazeteceilik ancak bu kadar olur yani :) babana da rahmetler olsun.

sevgiler

sofi dedi ki...

Oğlumun benden motor almak için izin istediğinde gözlerinde gördüğüm aşk tamam dememe neden oldu ve birlikte gezdikçe ona güvenim arttı.Dün akşam Yasamin'nin bana yolladığı yorumu okurken anne bu makaleyi yayınlasana dedi, ozaman anladım yazının gücünü, o makale ona babalık etmiş uzun zamandır ve o prensipleri hayatına katmış ne zamandır, çünkü çevremizde ona bu ateşi yakacak yol gösterecek kimsesi yoktu ama şimdi anlıyorum ki hayata doğru bakan yüreği varmış.Yazıyı sizlerle paylaşmaktan çok mutlu olduk.

Yasemin, baban harika bir insanmış, onun hala seninle olduğuna inanıyorum ve çok duygulandım...

Degree, sen bu makaleyi yaşamışsın ve ne mutlu ki anlamlı bir hayatın olmuş.Benim motorcuda turizm okuyor çocukluğundan beri aşçı olmak istiyordu ve artık çok yaklaştı, bazen motor ağır bassada yinede mesleğini eline alıp motorla ilişkisini hep sürdürsün istiyorum.İçten yorumun için teşekkürler...

Gülçin, bende sürücü değilim ama arkaya kurulup rüzgarı hissetmeyi seviyorum, oğluma sıkı sıkı sarılıyorum uçuyorum.Yazı aslında bir yaşam felsefesi ve benide derinden etkiledi...

sofi dedi ki...

Sevgili elimkolum benim, sana kırılırmıyım, yeterki siz şu hastalıklardan kurtulun artık ben size nazar değdiği düşüncesindeyim, sevgiyle kal...

fikriminincegülü dedi ki...

Oğlum bir gün bana motosiklet istiyorum diye gelirse kesinlikle ona hayır demem bu yazıdan sonra. Sadece motosiklet değil de yazının tümünde çok güzel bir mesaj var. Bayıldım.:)

Sem dedi ki...

Sofi'ciğim, iyiki bizlerle paylaştın bu yazıyı. Bana çok uzak olan motosiklet tutkusunu, yaşam felsefesiyle ne güzel bütünleştirmiş Murat Özbilge. Degree'nin de yeni yazısı ve planladığı yazılar için esin kaynağı olmuş. Bu arada seni de kutluyorum; oğlunun motosiklet istediği zaman gözlerindeki aşkı görüp, tamam diyebildiğin için. Çok zor bir şeyi, doğru nedenlerden dolayı gerçekleştirmişsin gibime geldi.

Sevgiler

Dantelci dedi ki...

SEVGILI SOFICIM,
AILELERIN KORKULARINDAN SIYRILMASINA YARDIMCI OLABILIR BIR YAZI, ZEVKLE OKUDUM, BURADAKI YEGENIMDE DE VAR MOTORSIKLET SEVDASI, SU AN 33 YASINDA, 18 YASINDAYKEN MOTORUYLA BIRLIKTE RESIMLER CEKTIRIP BIZE TR.'YE GONDERIRDI, SANKI KIZ ARKADASIYLA CEKILMIS BIR RESIM EDASIYLA.:)))
SEVGILER SELAMLAR SANA VE SEVDIKLERINE...

sofi dedi ki...

Sem, öylesine aşkla istiyorduki kendi korkularım yüzünden bencillik edeceğimi düşündüm tamam demessem, keşke demesini istemedim ilerde ve güven kazandı, daha bir erkek oldu sanki, her çıkışında korkmuyorda değilim, çünkü okadar çok kötü sürücü varki etrafta ama o mutlu ya önemli olanda bu, kocamaan sevgiler...

sofi dedi ki...

Haticecim, tutkulu bir aşk o, araba kullanmaya falan benzemiyor, yolu bedeninle kucaklıyorsun ve adrenalin yüklü, yeğenini anlıyorum.Yazdıklarıma bak ya 45'e giricem oğul sayesinde motorcu oldum çıktım, içimde varmışta haberim yokmuş:)Kocamaaan sevgiler...

sofi dedi ki...

İncegülüm, bide benim gibi ana oğul gezmeye başlamışsınız, kasklar, dizlikler, bellikler falan, trafikte karşılaşıyoruz, sen diyorsunki ahh Sofi hep senin yüzünden:)Herşey bir yana güzel, dolu dolu adam gibi yaşamayı anlatan bir makaleydi, beğendiğine sevindim.Sevgiler...

Asortik Krep dedi ki...

Benim oğluş değil de Uzunbey bu yazıyı görürse yine motora biner diye kormadım değil.(kazadan beri binmedi de)Yine de bu gerçek,yazının çok güzel olmasına engel değil..Süper bir annesin bence.Annelik endişelerini bastırıp çocuklarına arkadaş olabilmek bir erdemdir diyorum.Askere selamlar gönderiyorum :) Ev arkadaşına da sana iyi bakmasını çünkü böyle annelerin zor bulunacağını belirtmek istiyorum.Sevgiler...