30 Ocak 2008 Çarşamba

Sahildeki Bank

Puslu bir kış günüydü, hava her an yağmura dönüşebilirdi, rüzgar bulutları sürükleyip duruyor, insanlar hızlı hızlı yürüyorlardı...Kadın sahildeki boş banklardan birine ilişmişti, gözlerini kabaran denize dikmiş öylece bakıyordu.Aceleyle çıkmış bir hali vardı, başındaki eşarbı kaymış, beyaz düşmüş dalgalı saçları uçuşuyor, kulağındaki inci küpeside eşlik ediyordu.Mantosunun kürk yakasını kaldırdı korunmak için rüzgardan, elindeki annesinden kalma yakut taşlı yüzüğünü çevirerek kafasında bir şeyleri çözümlemeye çalışıyordu.

Evleneli 47 sene olmuştu, bir kız, bir erkek evlat büyütmüş, torunları olmuştu, eşiyle mutlu bir yaşam sürmüştü.Eşi de gezmeyi, eğlenmeyi sever, eviyle, eşiyle iligili bir insandı, hoş fazla konuşmayan, sakin bir yaradılışı vardı ama yinede severdi eşini.Oysa artık onu görmeye tahammül edemiyordu.Herşey on yıl önce kendini emekliye ayırmasıyla başladı, dükkanı kapattı ve eve gelip oturdu.Günlerce evden dışarı çıkmazdı ve bu durumdan ne sıkılır, nede mutsuz olurdu.Salonda aynı koltukta oturur sigarasını içer, gazetelerini okur ve bütün gün televizyon seyrederdi.Artık katlanılmaz olmuştu, eşi dostu, komşuları ayaklarını kesmişlerdi, çünkü adam salonda bir köşe yastığı gibi ruhsuz bir şekilde oturmaktaydı.Kadın bu duruma artık bir anlam veremiyordu, hiç bir sağlık sorunu yoktu ama evin dışında bir yaşamıda yoktu ''insan bir alış verişe gider, yürüyüş yapar, arkadaşlarını görmek ister ama yok'' dedi içinden.Yaşıtlarını düşündü, yazın tatile giderler, kışın kaplıcalara giderler, eşleri evin işlerine yardım eder, dahada olmazsa kol kola gezerlerdi ama kimse onun gibi oturup durmuyordu.İçini yine bir sıkıntı aldı, kızıma gitsem dedi, torunlar , damat, gözünde büyüdü, oğlana gitsem dedi, gelininin mesafeli duruşu geldi aklına.

Kafasını kaldırıp denize baktı, bu saatten sonra bu adamı boşayacak değilim ya dedi kendi kendine.Yenik,yıkık,sıkkın denize baktı, o da griler içindeydi yüreği gibi.Çanakkale'deki çocukluğu geldi aklına, ne severdi yüzmeyi, gezmeyi, oysa şimdi can sıkıntısıyla bakıyordu denize...Beyaz köpükler çağrıyordu sanki onu, gel diyordu deniz, kulaklarını tıkadı bu sessiz çağrıya, evde ekmek yok, acıkmıştır dedi, yavaşça kalktı banktan, bir kez daha baktı denize, sanki teşekkür ediyordu derdini dinlediği için ve ağır adımlarla kendini rüzgara bırakarak yürüdü...

Sofi'den bir öykü...

16 yorum:

meleginmarifetleri dedi ki...

soficim öncelikle aşağıdaki resimler muhteşem teşekkür ederim sana bu resimleri koyduğun için.
Gelelim öyküne negüzel yazmışsın parmaklarına sağlık canım vallahi bende hep derimki erkekler ölene dek çalışmalı erken yaşta emeklilik evliliği öldürür benim görüşüm budur doğrumu? sen öyküyü yazan kişisin sorarım sana hadi öpüyorum canısı bayy

Yonca dedi ki...

bayılıyorum şu öykülerine, nereden buluyorsun bunları?

Ama en önemlisi gerçek olmaları

Sem dedi ki...

Sofi’ciğim, bundan önceki öykünün sonunu bildiğim için, korkarak okudum bu öyküyü; hele beyaz köpüklerin kadını çağırdığını okuduktan sonra iyice meraklandım. Neyseki korktuğum olmadı. Denizin derdini dinlemesi çok iyi oldu. BBC’de ‘One Foot in the Grave’ (Bir Ayağı Çukurda) diye zevkle izlediğim bir dizi vardı onu hatırladım. Halen zaman zaman BBC Prime’da gösteriyorlar bu diziyi. Emekli olduktan sonra evde kalmanın cehennem azabı olacağını anlayan kahramanımız Victor Meldrew ve karısı, onun kendi seviyesinde olmasa da bir işe girmesinin doğru olacağını düşünüyorlar. Başladığı işte ve ev yaşantısında başına gelmeyen kalmıyor ama gene de eğlenceli denecek günler geçiriyorlar. Bu ikilinin de öyle şeylere ihtiyacı var. Eşini evden çıkaracak bir şeyler bulmak lazım yoksa gidişat kötü gibi:( Sevgiler

fikriminincegülü dedi ki...

Bir çok kadın gibi, derdini içine atan ya da böyle denize döken ve kaldığı yerden hayatına devam eden bir kadının öyküsü. Harika. Ellerine sağlık.:)

degree dedi ki...

Sevgili Sofi,

Çok güzel ifade etmişsin. Hep öyle olmaktan korktum ben de. Onun için de her zaman faal ve hareketli olmaya çalışırım. Bu yaşta hala iş yapabilmek, gençlerin yaptığı herşeyi yapabilmek, hem de daha tecrübeli olduğumdan, onlardan daha iyi yapabilmek büyük mutluluk gerçekten.

Öykülerinin devamı dileğimle sevgiler.
Degree.

Dantelci dedi ki...

SEVGILI SOFICIM,
HIKAYEN YINE GUZEL, ELLERINE SAGLIK.ZEVKLE OKUDUM.

CANIM SITEMDEKI YAZI GENC BLOGCU ARKADASIMIZ EBRUYA AIT, SECILEN KARDES EBRUNUN KARDESI. FAKAT BEKLEDIGIM ILGI GORULMEDI, EGER ELISI ORNEGI YAYINLASAM ENAZ 15 COMMENT GELIRDI MAALESEF:(((
SU AN BENIM SITEMDEN 6 COCUGA YARDIM EDECEK BIRILERI CIKTI.
CANIM KOCAMAN SEVGILER VE SELAMLAR BIRAKIYOM...

İşitme Kaybı dedi ki...

ahh soficim ne güzel anlatmışsın..bu öykülerde yazarın yaşanmışlığından çok izler oluyor,umarım sende böyle bir hayat yoktur..

sevgiler

MoonSun dedi ki...

Ben simdi ne desem ki Sofim :))
Ben simdi esim biraz daha evde olsa da vakit gecirsek diyorum, ama yaslaninca acaba evde oturmasa mi diyecegim o kadin gibi :(( Ince ayar gerekli sanirim, gun icinde hem ozleyecegin, hem birlikte vakit gecirebilecegin ugraslar yaratmak lazim sanirim... ben simdilik o kadinin hislerine ortak olamadim, birazcik daha gorsem diyorum bu aralar :((
ama yine de cok guzel betimlemissin Sofim :))

sofi dedi ki...

Melekçim, bana kızmasınlar ama doğrudur.Bu artık çok fazla geçim kaygısı taşımadan yapılan işler olmalı, onu yormayacak ama yinede ev dışında bir yaşamı olmalı kendine ait.Sevgiyle kal...

sofi dedi ki...

Yonca, gerçek, çünkü insanları gözlemliyorum ve empati yapmaya çalışıyorum. O kadın uzaktan tanıdığım ve sevdiğim biri, eşi iyi bir insan ama yaşam tercihi bu ve maalesef kadını çok yıpratmış durumda.Sevgiler...

sofi dedi ki...

Sem, iyi bir yazar olduğun gibi iyi birde okuyucusun! aslında sonunu öyle düşünmüştüm ama vazgeçtim, kadın tanıdığım biri, yapmazdı ama ciddi ciddi boşanmayı düşünüyormuş ve çareyi kızımın yanında yaşarım diye bulmuş fakat işin garip yanı dünürüde aynı durumdan mağdur bunun için aynı koşullarda yaşamını sürdürmek zorunda, bana duyduklarım acı verdi, ikisininde yardıma ihtiyacı var aslında...Sevgiler...

sofi dedi ki...

İncegülüm, derdini denize bile olsa anlatabilmek rahatlatıyor ve dediğin gibi bırakılan yerden devam ediyor hayat. Sevgiler...

sofi dedi ki...

Degree, ben babamdan biliyorum, 67 yaşında zorunlu olarak emekli oldu, kalp ameliyatı geçirmişti ama okadar faaldirki, kendine bir dış dünya kurdu ve çalışıyormuşçasına programlı, anneme her konuda yardımcı ve bol bol da gezerler, sanırım o çalıştığı yılların acısını çıkarıyor ve her ikiside bu durumdan hoşnut.Doğrusu senin düşündüğün, yoksa kadının yıllardır alıştığı yaşam biçimi olumsuz yönde etkileniyor, mutsuzluk getiriyor. Aslında ikinci bir balayı dönemi olması gerekir diye düşünüyorum ben.Sevgiler...

sofi dedi ki...

Haticecim, sosyal konularda çekimserizdir nedense, güvensizlik mi desem, bu zihniyetin oluşmamasımı desem ama haklısın, yinede zamanla öğreniriz diye ümit ediyorum.Sanada kocaman sevgiler canım...

sofi dedi ki...

Delfinacım, yaşanmış bir olay kurguladım, kadın suretleri hep ilgimi çekmiştir, yaşamın farklı boyutlara kayması ve bu değişikliğe verilen tepkiler ve ikili ilişkilerin ne kadar hassas dengelerde devam ettiği , özen gösterilmezse bozulabileceği...
Sevgiyle kal...

sofi dedi ki...

Moonsuncım, sen hiç birşey deme , yolun çok başındasın ve eşine karşı tüm hissettiklerin doğru, bu öykü ancak bir nasihat olabilir zaman gelipde bir gün yaşlandığınızda, kendinize yepyeni uğraşlar edinmenizi ve başlangıçtaki duygularınızı hep sıcak tutmanız gerektiğini hatırlatır. Kocamaaan sevgiler...