5 Haziran 2008 Perşembe

Yine Bana Gurbet Düştü :(

Benim motorcu, küçük aşçım, 18 yaşında gurbete gitti, herşey o kadar hızlı geliştiki ben sadece Antalya- Belek yolunu motorla gidicem demesine takılı kalıp iki gün zırıl zırıl ağlayıp bu sabah 7. 30 uçağıyla hayırlısıyla gönderdik, sesini duydum, işlemleri yapılıp lojmanına gidiyordu.

Stajını Radisson Sas Bosphorus'ta yapmıştı iki sene üst üste, ordaki şefi ondan çok memnundu ve ekip olarak şu anda Türkiye'nin tek 7 yıldızlı oteli olan Rixos Otel Premıum, Belek'te olduklarını öğrenen oğlum, geliyim mi dedi onlarda gel bekliyoruz deyince paldır küldür bütün sağlık evrakları, diğer işlemleri halledip uçuverdi. Üniversite tercihlerini burda ben yapıcam, o kayıtlara kadar orda kalıcak, yüksek okulunu okuması için para biriktirmesi, kendini geliştirmesi, cv'sine yeni referanslar eklemesi gerekiyordu ama anne yüreği işte aklım, yüreğim hep onla, durmadan dua ediyorum iyi insanlarla karşılaşsın, Allah kazadan beladan korusun diye, yüreciğim onunla şimdi, ağır bir iş kolu, daha önce parmağının ucundan bir parça götürmüştü, sebzeleri jülyen doğrarken :)

İşte, sizinle dertleşeyim dedim, bu arada bana da Belek yolları gözükür bakarsınız, şimdiden özledim, çünkü o benim en iyi arkadaşım...

1 Haziran 2008 Pazar

Geldiiiim....

Foça'da mutlu oldum, sakinlik, huzur, doğa, ailemle olmak, geniş zamanlarda yaşamak öylesine güzeldi ki...Kamil Koç'un 12 otobüsüne bindim ama gece 2'de hareket edebildi, asker geçiriyorlardı ve terminal düğün yeri gibiydi, en az 10 askerimizide alıp yola çıktık, Eskihisar- Topçular feribotuna bindiğimizde ordada sigara içemiyeceğimizi söylediler ama ben şansımı deneyeyim dedim takıldım askerlerimin peşine, en uçta denize doğru tellendirirken başladık sohbete, Gaziemire'mi dedim ben kıdemli bir asker anası olarak, evetti cevap, bende oğlumun acemiliğini orda yaptığını, rahat edeceklerini ve dualarımı ekledim, biri cep telefonumu rica etti, kendi sim kartımla kullanıcam verirmisiniz dedi, kıyarmıyım al ara dedim, usul usul konuştu, sanırım sevdiceğinle, buruktular, nereye gittiklerini bilememenin, yuvadan ayrılmanın şaşkınlığı yüzlerinden okunuyordu. Sabah İzmir'e indiğimde vedalaştık ve ben doğru Foça otobüsüne...Halamın evi, verandada babamla ikisi, bana kursta yaptığı ahşap boyamaları ve kırk yamaları gösteriyordu ve hepsi birbirinden güzeldi...Tepsiler, kutular ya ne keyifli bir uğraşmış...Birgün bende kursuna gittim ve bana yaptığı ekmekliği boyuyordu o sırada, sıcacık bir ortam, insanlar paylaşımcı, güleryüzlü, sohbetli, rahat, sakin ve keyifliler, İstanbul'da ne kadar gergin ve güvensiz olduğumuzu farkettim, orda yaşamak güzel olurdu diye düşünmedende edemedim.Bu tepsiyi de çok beğendim, eskimiş bir krom tepsi biraz makyajla çok sevimli oluvermişti, benim halam marifetlidir :)Bunlarda verandadaki lambanın üstüne yuvalarını yapıp, 6 yavruyu gün boyu besleyen kırlangıç ailesi, yavrular sürekli ağızları açık bekliyorlardı, anne ve baba kırlangıç adil bir şekilde sırayla besliyorlar, tuvaleti gelen poposunu dönüyor hemen pisliğini alıp atıyorlardı, bu yuvanın temiz kalması içinmi, yoksa etraftaki kedilerin kokuyu alıp yavrulara zarar vermemesi içinmi anlamadım ama bizi tanıyorlar ve kedi girdiğinde bahçeye cıyak cıyak ötüp bize haber veriyorlardı, kedileri savma işi eniştemin, hortum hazır korkuluklarda duruyor o da etrafa suyla ateş açıyor ve yıkanmayı sevmeyen kedilerde kaçıyordu, aslında evin de kedisi vardı ama o zarasız, bizden yanaydı :) Eveet, Sofi ve halası, birbirimize benzediğimizi söylerler yani 74 yaşımda böyle olucam ve küçük oğlu, o 41 yaşında bir melek, Almanya'da halamın hamileliğinde verilen yanlış bir ilaç sonucu spastik olarak doğan, Türkçe'yi ve Almanca'yı çok iyi anlayıp konuşan, kimseye bir yükü olmayan, herkesin ismini aklında tutan, kendi çatalı, bıçağı ve tabağından başkasında yemeyen, şu sıralar ısrarla pikap isteyen, televizyonda reklamlar çıktığında televizyonun sesini tamamen kapatan ve kendi iç dünyasında yaşayan bir melek ...
Eniştem ve halam, onları muhabbet kuşalarına benzetiyorum, bıcır bıcır konuşuyorlar birbirlerinle devamlı ve evin işlerini paylaşmışlar, bulaşık, sofra hazırlama, evi süpürme eniştemin işi, yemek, çamaşır,derleme toplama halamın... O gün yorgunduk, halamın komşu günüydü ve 20 kişi misafirimiz vardı, akşam bana öyle bir sarıldı ve öptü ki, ona yardım ettiğim için, oysa misafir olarak gittiğin yerde önüne hizmet beklemek bana o kadar terski ve sen hep gel emi dedi, canım benim...
Foça'nın sahilinden, şirin bir ege kasabası...


En sevdiğim yer pazar, salı günleri kuruluyor, tazecik, ucuz, rengarenk ve mis kokulu...
Erikler çok güzeldi, hele peynirler, bir tattırıyorlar ki yanında simit olsa katık edersin koca koca parçalar...
Belediye süper, otobüsleriyle gezdiriyor, geziler, konserler düzenliyor. Bu resim de YeniFoça'da bir sergi açılışında oynanan halk oyunlarından, sonrada tavuklu pilavlar ayranlar, sergiler, hoop belediyenin otobüsü seni yine getiriyor bizim EskiFoça'ya...
Bu da bahçe özlemini gidermeye çalışmak için hortumu kapıp çiçek sulayan annem...



Halamın büyük oğlu, bir günlüğüne uğrayabildi, dizüstünde ailemize ait eski resimlerden oluşturduğu albümü gösterirken ve babam. Bu kuzenimdende bahsetmeliyim, 10 dil bilen bir etnolog ve tüm dünyayı gezmiştir ve bir iş adamıdır, ticaretle uğraşır, Hindistan, Bali, Endonezya'dan aldıklarını sattığı Almanya'da mağazası vardır. Seneler önce Söke, Doğanbey'de arazi almıştı ve son yıllarda orda organik tarım yapıyor ve bunları Almanya'da pazarlıyor, ağırlık zeytinyağında, kurutulmuş domates , bitki çayları, kekik ve zeytin yaprakları ( çay olarak içildiğinde kolestrolü düşürüyormuş) web sitesi ve mağazası http://www.casaluna.biz/ Girişimci ruhuna sahip, çok şey öğrenebileceğiniz özel bir insandır...
Denize girdimmi? hayır, aklıma bile gelmedi, onların dünyasında ve o şirin evde yıllar sonra biraraya gelmek ruhuma o kadar iyi geldiki sadece biraz daha kalmak istedim, kimbilir belki başka sefere...
Vee dönüş, otobüsün penceresinden Bursa'ya doğru ama havada uçan leylek gördüm OLEEYY...






23 Mayıs 2008 Cuma

Aman da Ben Gezermişim :)

Cumartesi akşamı yolcuyum, 19 sene sonra, halama, Eski Foça'ya gidiyorum, annemler 10 gündür orada beni çağırıp duruyorlardı ve ben, eline valizini alıp bir türlü seyahat edemiyen ben, çıkıyorum yola, inşallah havada bir sürü leylek görürüm:)



Halam ve eniştem yıllarca Almanya'da çalıştılar, İstanbul'a döndüklerinde de bir sene sonra iki dairelerinide satarak Foça'ya yerleştiler, herkes garipsemişti bu yaptıklarını ama zaman onların ne kadar haklı olduğunu ortaya çıkardı, ikinci gençliklerini yaşıyorlar, eniştem orada koroda Türk Sanat müziği çalışmalarına devam ediyor, konserler veriyorlar, halam çocukluktan yetişmiş çok iyi bir terzidir o da belediyenin el sanatları kursunun en iyi öğrencilerinden, doğal bir ortam ve getirisi size kaliteli bir yaşlılık oluyor, görcez bakalım. Halama benzediğimi söylerler hep şimdi gidip bakıcam yaşlandığımda neye benzeyeceğime....Bu arada erkekimler evde bensiz ne yapacaklar, evi nasıl bulucam dönüşte merakta etmiyor değilim hani:)



Yaa masamda aylardır takvim yapraklarından kestiğim güzel sözler var bir türlü yazamıyordum, şunlarıda iliştirivereyim dedim giderayak...



Kul kanaat sahibi olduğunda hürdür. Hırsa kapıldığında köle olur. Kalbinden tamahı çıkar ki, ayaklarındaki zincir çözülsün .( Ahmet Rufai )

İki şey aklın eksikliğini gösterir: Konuşulacak yerde susmak, susulacak yerde konuşmak. ( Sadi )

Dünyadaki hiçbir çıkar, verdiğiniz sözü tutmamaya veya kendinize olan saygınızı kaybetmeye değmez. ( Marcus Aurelius )

Sağlığı olanın umudu, umudu olanın herşeyi var demektir. ( Arap Atasözü )

Bir hafta yokum, inşallah güzel bir gezi olur, keyifle paylaşırım, hepinizi seviyorum...

20 Mayıs 2008 Salı

Yaz mı Geldi ne:))

Ben bu resimlere çok güldüm, paylaşayım dedim. Yer Barbaros Bulvarı, Conrad'ın karşısı ışıklar ve gecenin ilerlemiş bir saati, koltuklarından çok bıkan biri atmış onları yola, koltuklar fıstık gibi, trafikte yoğun değil, böyle çıkar gecenin keyfi diye benim oğlanla, mezuniyet tezini o gün teslim eden kankisi başlamışlar bulvar keyfi yapmaya, kırmızıda koltuğu koy,aman arabalar geliyor yeşilde çek ve yolların kralı olmuşlar, bakın yalan değil tahtları bile var altlarında...


Ehh krallarda acıkır, tahtı çekmişler yol kenarına, birerde pizza ısmarlamışlar, trafik berkemal, hava ılık ılık esmekte, İstanbul'da böyle çıkar yazın keyfi, yeterki sen eğlenmek iste, çocuk bırak yüreğini...

15 Mayıs 2008 Perşembe

Dalgalandık da Durulduk :}

Efendiiim, zincir tamamlanmıştır...Uzun süre yazamadım, evde yeni bir düzene geçtik, askerim yerleşti odasına, kavuştu bilgisayarına ve en önemlisi benim dizüstüne interneti bağladı ve bu onda ilk yazım, vay be bu ne rahatlıkmış ya, artık ev içinde bile msn den konuşabiliriz, kimse kimseyi rahatsız etmiyo, herkes kendi dünyasında tıkır mıkır bilgisayarıyla sarmaş dolaş...
Evim doldu erkekimlerimle, mutfak ve çamaşır makinası tamgaz, evi toplu tutma modundayım.

Bana güneyden tüm siparişlerimi getirmişler,zahter = taze dağ kekiği, nar ekşisi, habak=bir çeşit fesleğen, dolmada çok güzel olur, baharatlarım, acılı acısız biber salçam, defne sabunum, el yapımı bıçaklarım, pek mutlu oldum.

Ben çalışmıyorum evdeyim, motorcum liseden mezun oldu o da evde, askerim geldi o da evde, yıllar sonra bir aradayız, çocukluk zamanlarındaki gibi ama bu uzun sürmeyecek biliyorum, ikiside arayışta, motorcum ben motor yarışçısı olucam deyip beni ürkütüyor, motorun mesleğinin önüne geçmesinden korkuyorum. Büyüğüm ben yeniden ofis ortamına dönmem diyor, yıllarca program yazdı, çok iyi işlere imza attı, göz pınarlarının kuruduğunu,yapay gözyaşı damlalarıyla çalıştığını,sağ omzunda düşüklük, sırtında ağrılarının onu nasıl rahatsız ettiğini biliyorum, onu anlıyorum ama ne yöne gideceğini bilemiyorum, yani şimdi iş derdindeyiz, doğru seçimler arifesindeyiz ama çok mutluyum evladım sağ salim döndü evine ve tüm askerlerimizin yuvalarına hayırlısıyla dönmelerine duacıyım ve biz omu bumu desekte kaderimizi yaşıyoruz, hayat herşeyi ayarlamıştır onun için sakin sakin gelişmeleri izliyorum, hayatla birlikte akıyorum...



4 Mayıs 2008 Pazar

Mim'lendim ve İşte Kadınlarım

Konu: Yakınlarım Dışında Beni Etkileyen 3 Kadın ?
Sevgili Fortuna beni mimlemiş, ilk anda kimler olabilir diye düşündüm ve isimler hafızama dolmaya başladı ve işte seçimlerim



TÜLİN AYBARS, Edebiyat öğretmenim ama sıradışı bir öğretmen, hayata geniş pencerelerden sevgiyle saygıyla bakmanızı sağlayan, hedefleri, inançları, değerleri, yaşam felsefesi oluşmuş donanımlı insanlar yetiştiren, sorgulamayı, hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını, derinlemesine düşünmeyi, araştırmayı, kendini sevip, değer vermeyi , ifade etmeyi öğreten özel bir kadın. Bir sözü hala aklımdadır '' Küçük hesapların adamı olmayın ''. Onun kişiliğime kattığı değerleri saygıyla anımsarım.
YAŞAR KUTMAN, müşterilerim arasında beni gerçekten etkileyen tek kadın, onu tanıdığımda seksenine yaklaşıyordu, ilkokul öğretmenliği yapmış, kendini sonderece güzel ifade eden, sohbet etmekten asla sıkılmayacağınız bilge bir kadındı, kararlı, güçlü, güven doluydu, yaşamının iplerini elinde tutan, karşısındakinin ruhunu okumayı bilen, yol gösteren ama hayata bir çoçuk yüreğiyle, sevinçle, umutla, çoşkuyla bakan ve yaşlandığında insan böyle bir kadın olmalı dedirten, yaşı olmayan bir kadındı O.


SUAT DERVİŞ, aslında bu seneye kadar ismini duymamıştım yada dikkatimi çekmemişti, fakat garip bir şekilde tv.de, kitapçılarda, kitaplarda gözüme çarpıyordu, bazı şeyleri işaret olarak algıladığımdan bu kadın da kim dedim ve bağımız kuruldu. O bir yazar, hatta hepimizin bildiği Fosforlu Cevriye'nin yazarı, Nazım Hikmet'in ilk aşkı, çağının ötesinde yaşayan ve ülkemizin ilk feministlerinden, Osmanlı'nın son döneminde yaşamış, bir çok evlilik yapmış, çapkın olarak nitelendirilen, dolu dolu yaşamış ve bunları sizi sarıp sarmalayan uslubuyla yazıya aktarmış. Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki en önemli kadın gazeteci, edebiyatımıza toplumsal ve gerçekçi bakış açısını getiren bir özel kadın daha, sanki yıllar öncesinden çıkıp beni farkedin diyordu...


Bu arada Banu Avar'ıda eklemek istiyorum başarılı gazeteciliği, program yapımcılığı ve anlatımı, bakış açısıyla son zamanlarda beni etkileyen kadınlardan biridir.

Ben mimimi yazdım etkili diğer kadınlar için topu Yonca'ya ve Admin'e atıyorum...

2 Mayıs 2008 Cuma

Son Şafak

Bu gece son şafak, bu gece son karavanan, bu gece asker arkadaşlarınla uyuyacağın son gecen, geçmez, bitmez diyordun bitti işte, yüreğin kıpır kıpırdır, karmakarışıktır ruhun, sabah doğan güneşle yeni bir yaşama başlıyacaksın, bir burukluk, elinde yıllarca anlatacağın anılar, nizamiye kapısından şaşkın çıkacaksın, seni orda karşılamayı, sarılıp boynuna alnından öpmeyi çok isterdim, bilki gecelerdir bende uyuyamıyorum...

Elindeki tüfeğinle mangana komuta eden canım askerim ve tüm askerlerimiz tek dileğim sağ salim yuvalarınıza dönmenizdir, hepinizle gurur duyuyorum, vatan sizlere emanettir...